SESLERLE ANADOLU (Müzikli Oyun)
Ankara Devlet Opera Ve Balesi
Anadolu'dan türkü ve dans motiflerinin sunulduğu çok güzel bir gösteri.Çok ama çok beğendim ve tekrar izlemek isterim kesinlikle.
Türkülerle danslarla öykülerle bazenmiş,harikaydı.
30 Ocak 2011 Pazar
TİYATRO
Şair Baba ve Damdakiler
Yazar\ressam olan İbrahim Balaban hapishanede Nazım Hikmet ile beraber bulunmuştur.
Balaban ''Şair Baba ve Damdakiler '' kitabının girişinde şunları demiş:
''Kelepçeyi madalya,zinciri köstek edip taşıyanları gördüm... Ve taşıdım.Bunun çilesini çektim yaşantılarımla... Şimdi bir iz düşüreceğim zincir,kelepçe üstüne.İşte kara bir perde geriyorum önünüze...Düşlerim hiyeroglif.''İşte bir perde açtılar önümüze...
Oyunda Balaban ve Nazım hapishane de kasvetli bir ortamda etkileyici uynculukları ile beğenimizi kazandı.
Ayakta alkışlandı........
Yazar\ressam olan İbrahim Balaban hapishanede Nazım Hikmet ile beraber bulunmuştur.
Balaban ''Şair Baba ve Damdakiler '' kitabının girişinde şunları demiş:
''Kelepçeyi madalya,zinciri köstek edip taşıyanları gördüm... Ve taşıdım.Bunun çilesini çektim yaşantılarımla... Şimdi bir iz düşüreceğim zincir,kelepçe üstüne.İşte kara bir perde geriyorum önünüze...Düşlerim hiyeroglif.''İşte bir perde açtılar önümüze...
Oyunda Balaban ve Nazım hapishane de kasvetli bir ortamda etkileyici uynculukları ile beğenimizi kazandı.
Ayakta alkışlandı........
TİYATRO
Narnina Günlükleri Aslan Cadı ve Dolap
Dört kardeş Narnina ülkesini Beyaz Cadı'dan kurtarmak için savaşıyorlar veeee kazanıyorlar.
Çocuklar için müzikal oyun ancak biz büyüklerde zevkle izledik ve ben beğendim .
Dört kardeş Narnina ülkesini Beyaz Cadı'dan kurtarmak için savaşıyorlar veeee kazanıyorlar.
Çocuklar için müzikal oyun ancak biz büyüklerde zevkle izledik ve ben beğendim .
TİYATRO
Dün Gece Yolda Giderken Çok Komik Bir Şey Oldu
Brodway'de sahnelenmiş bir müzikal çok eğlenerek izledim.Kadro kalabalık,kostümler şatafatlı,hareketli, heyecanlı bir müzikal.
Konu Antik Yunan da geçiyor.Ana karakter zeki bir köle,kılıbık koca,hayat kadınları,kendini begenen kumandan,genç aşıklar,şehvet düşkünü yaşlı adam zaman ve mekan birliği içerisinde durum komedisi oluşturulmuş.
Brodway'de sahnelenmiş bir müzikal çok eğlenerek izledim.Kadro kalabalık,kostümler şatafatlı,hareketli, heyecanlı bir müzikal.
Konu Antik Yunan da geçiyor.Ana karakter zeki bir köle,kılıbık koca,hayat kadınları,kendini begenen kumandan,genç aşıklar,şehvet düşkünü yaşlı adam zaman ve mekan birliği içerisinde durum komedisi oluşturulmuş.
TİYATRO
Sinek Kadar Kocam Olsun Bşımda Bulunsun
Hatice Meryem'in kitabından uyarlanan bu oyun dünya promiyeri yapmış.
Hatice Meryem'in aşagıda ki ifadeleri dikkate değer:
Bir kadının sadece birinin karısı olmakla toplumda kendisine yer bulacağı fikrinden oldum olası rahatsızlık duymuştum ancak bu fikrin tek başına beni bu kitabı yazmaya yönlendirdiğini söyleyemem.Tam tersine,kadınların her tür sıkıntıya rağmen evlilikten ve kocalarından duydukları memnuniyetti asıl dikkatimi çeken.Kadınlar tüm sıkışmışlıklarına rağmen,bu hayat çekilmez serzenişlerine ve bitmeyen şikayetlerine rağmen evlilik fikrine katiyen şüpheyle bakmıyor,hatta çok sağlam bir inanç duyuyor,yalnızca kendilerini bahtsız buluyorlardı.Birinin karısı olmaktan mutsuzluk değilde tam aksine sanki mutluluk duyuyorlardı. İşte beni şaşırtan bu hali yazdım. Başlarına ne gelirse gelsin,evliliklerine ve kocalarına büyük bir inançla bağlı kadınlar...Sisyphus misali her Allahın günü kafalarına düşen koca bir kayayı tekrar tekrar tepeye taşımaktan gocunmayan,hatta bu işi becermekle hayatta terfi ettiğine inanan kadınlar....
Keyifle izlediğim güzel bir oyundu.En sonunda oyunculardan biri soruyor:sinek kadar kocam olsun başımda bulunsun MU? Diger oyuncu iki eli arasında sinegi şaaap diye yakalama(öldürme yok etme nasıl yorumlarsanız) hareketi yapıyor ve oyun bitiyor.
Hatice Meryem'in kitabından uyarlanan bu oyun dünya promiyeri yapmış.
Hatice Meryem'in aşagıda ki ifadeleri dikkate değer:
Bir kadının sadece birinin karısı olmakla toplumda kendisine yer bulacağı fikrinden oldum olası rahatsızlık duymuştum ancak bu fikrin tek başına beni bu kitabı yazmaya yönlendirdiğini söyleyemem.Tam tersine,kadınların her tür sıkıntıya rağmen evlilikten ve kocalarından duydukları memnuniyetti asıl dikkatimi çeken.Kadınlar tüm sıkışmışlıklarına rağmen,bu hayat çekilmez serzenişlerine ve bitmeyen şikayetlerine rağmen evlilik fikrine katiyen şüpheyle bakmıyor,hatta çok sağlam bir inanç duyuyor,yalnızca kendilerini bahtsız buluyorlardı.Birinin karısı olmaktan mutsuzluk değilde tam aksine sanki mutluluk duyuyorlardı. İşte beni şaşırtan bu hali yazdım. Başlarına ne gelirse gelsin,evliliklerine ve kocalarına büyük bir inançla bağlı kadınlar...Sisyphus misali her Allahın günü kafalarına düşen koca bir kayayı tekrar tekrar tepeye taşımaktan gocunmayan,hatta bu işi becermekle hayatta terfi ettiğine inanan kadınlar....
Keyifle izlediğim güzel bir oyundu.En sonunda oyunculardan biri soruyor:sinek kadar kocam olsun başımda bulunsun MU? Diger oyuncu iki eli arasında sinegi şaaap diye yakalama(öldürme yok etme nasıl yorumlarsanız) hareketi yapıyor ve oyun bitiyor.
8 Ocak 2011 Cumartesi
HAYATA DAİR
Her Şey Yeterli Olsun
(Aborjin duası)
Seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni dilerim.
Aydınlık bir bakış açısının olması kadar güneş diliyorum.
Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum.
Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum.
Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum.
İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum.
Sahip olduklarını takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum.
Son ''Elvada'yı'' atlatmana yetecek kadar ''MERHABA'' diliyorum.
(Vasıf Ülkü Takviminden Alıntıdır.)
(Aborjin duası)
Seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni dilerim.
Aydınlık bir bakış açısının olması kadar güneş diliyorum.
Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum.
Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum.
Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum.
İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum.
Sahip olduklarını takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum.
Son ''Elvada'yı'' atlatmana yetecek kadar ''MERHABA'' diliyorum.
(Vasıf Ülkü Takviminden Alıntıdır.)
4 Ocak 2011 Salı
TİYATRO
FOSFORLU CEVRİYE
Nihayet bilet bulabilme şansını yakaladık ve Fosforlu Cevriye'yi izledik.Evet kalabalık kadrosu ile konusu ile(hayatın içinde neler var) güzel bir oyun.
Oyunumuz kah güldürüp kah hüzünlendirerek,karakol,mahkeme,hapishane, Barba'nın meyhanesi, eski kantocu yeni randevucu bilge Sümbül Dud'nun evinde geçen olayları müzikal formatında anlatıyor. Hyata sonsuz derecede bağli olan Fosforlu Cevriye yıldızını,kaymasın diye gökyüzüne çakmak isterken,hayat ona ne süpriz hazırlıyor?(Ankara Devlet Tiyatrosu proğram kitapcığından alıntıdır.)
Hayata bu kadar çok sevgi ile bağlı olan Fosforlu sevdiği için hayattan vaz geçer.
Nihayet bilet bulabilme şansını yakaladık ve Fosforlu Cevriye'yi izledik.Evet kalabalık kadrosu ile konusu ile(hayatın içinde neler var) güzel bir oyun.
Oyunumuz kah güldürüp kah hüzünlendirerek,karakol,mahkeme,hapishane, Barba'nın meyhanesi, eski kantocu yeni randevucu bilge Sümbül Dud'nun evinde geçen olayları müzikal formatında anlatıyor. Hyata sonsuz derecede bağli olan Fosforlu Cevriye yıldızını,kaymasın diye gökyüzüne çakmak isterken,hayat ona ne süpriz hazırlıyor?(Ankara Devlet Tiyatrosu proğram kitapcığından alıntıdır.)
Hayata bu kadar çok sevgi ile bağlı olan Fosforlu sevdiği için hayattan vaz geçer.
HAYATA DAİR
ERBAİN
Erbain 40 gün demektir ve kış faslının başlangıcıdır.Kış faslı 89 gün sürer ve Martın 20 sinde sona erer.Bu burcu oluşturan yıldız kümeleri Oğlak' benzediği için bu ad verilmiştir.
21 Aralık günü ile 30 Ocak arasındaki kırk güne Erbain derler.Erbaininilk günlerinde artmaya başlayan soğuklar 9 Ocak günü şiddetlenir.18 Ocak günü mevsiminen soğuk günü sayılır.O günlerde Hıristiyanlar haçı suya atarlar.Evvelce bu merasim deniz kenarında yapılırdı.Yüksekce bir yerden atılan haç,yüzücüler tarafından alınarak sahile getirilirdi.Sonraları bazı yerlerde bu usul kaldırılarak kliselerde haçın bir kazana doldurulmuş oln suya atılması,adet oldu.Erbain sona erince kış mevsiminin yarısının geçtiğine hükmedilir.
Erbain 40 gün demektir ve kış faslının başlangıcıdır.Kış faslı 89 gün sürer ve Martın 20 sinde sona erer.Bu burcu oluşturan yıldız kümeleri Oğlak' benzediği için bu ad verilmiştir.
21 Aralık günü ile 30 Ocak arasındaki kırk güne Erbain derler.Erbaininilk günlerinde artmaya başlayan soğuklar 9 Ocak günü şiddetlenir.18 Ocak günü mevsiminen soğuk günü sayılır.O günlerde Hıristiyanlar haçı suya atarlar.Evvelce bu merasim deniz kenarında yapılırdı.Yüksekce bir yerden atılan haç,yüzücüler tarafından alınarak sahile getirilirdi.Sonraları bazı yerlerde bu usul kaldırılarak kliselerde haçın bir kazana doldurulmuş oln suya atılması,adet oldu.Erbain sona erince kış mevsiminin yarısının geçtiğine hükmedilir.
1 Ocak 2011 Cumartesi
HAYATA DAİR
YAŞLANAN İNSANLARIN DUYGULARI
Tanrım diyor;sence malum olduğu üzere artık yaşlanmaktayım.Bir gün yaşlılar arasında olacağım.O zaman beni her vesile ile her konu hakkında fikir beyan etme alışkanlığından koru.Beni herkesin işlerini düzeltmeye heveslenmekten halas et.Karamsar olmadan düşünceli olmamı nasip et.Engin akıl hazinemi herkes için kullanamamak çok hazin fakat biliyorsun Tanrım,yaşamımın sonuna kadar birkaç dostum kalsın isterim.
Aklımı sonsuz ayrıntılarla uğraşmaktan koru.Sonuca çabuk ulaşma gücü ver.Istırap ve acılarımı açığa vurmaktan sakınmamı sağla.Bunlar gittikçe artacaklar ve yıllar geçtikçe onları anlatma arzusu da çok tatlı gelecek.Sana,başkalarının acılarını tatlılıkla dinleme nezaketini gösterme gücünü ver demeye cesaret edemiyorum Tanrım.Fakat onları dinleme sabrını göstermeme yardım et.
Belleğimin daha iyi olmasını isteyemem.Fakat anılarımı diğerlerinin anılarına uymadığı zamanlar kendimden olarak ısrar etmekten beni koru,daha anlayışlı ve yumuşak olmamı nasip et.
Bana bazen benim de yanılabileceğimi anlamama yardım et.Makul ölçüde tatlı bir insan olarak kalmamı sağla.Bir aziz ya da azize olmak istamiyorum.Bunlardan bazıları birlikteyaşanması çok güç kişilerdir.Fakat yaşlı,huysuz bir insanda şeytan tarafından ödüllendirilmiş gibidir.Bazan beklenmeyen yerlerde daha iyi şeyler ve umulmayan insanlarda iyi yetenekler görme gücü ver ve onlara bunları söyleme nezaketini benden esirgeme Tanrım.
Sayın izleyiciler erdeme ulaşmış bu yaşlı kişinin duasının altına hangimiz imzamızı atmayız. Fakat bu dua niye sadece yaşlıları ilgilendirsin...Peki genç yaşında ihtiyarlamışlar yok mu?.. Hiçde ilginç olmayan anılarını üst üste sıralayan yaşlıya,yaşına hürmeten susar ve içimizden oflaya puflaya sabırla dinleriz de nice gencin anlamsız konuşmalarında,birde yaşlılık halini düşünüp yakınlık derecemize göre nasihatte bulunmazmıyız... Özellikle çok konuşma,boş konuşma ve uzun konuşmanın üzerine parmak basalım... Törenlerde sıfatları nedeniyle kendilerine söz verilenleridüşünelim.Bunlardan kaçı konuşurken toplantıya katılanlar ile bir iletişim kurarak içtenlikle dinlenilp dinlenilmediklerini algılar ve konuşmalarını ilgiye göre ayarlarlar.
Nedense genellikle,uzun konuşarak olayları daha iyi anlatabileceğimiz kanısındayızdır.Bir yere giderken yolun kestirmesini seçer fakat birşeyi anlatırken sonuca kısa yoldan ulaşmayı küçümseriz.Biraz evvel anlattığım yaşlı erdemlinin çeşitli dileklerini eğer genç yaşlarımızda içimize sindirebilmişsek ,yaşlılığımıza belirli bir siğorta ile girmiş oluruz....Unutmayalım ki istatikler,birkonuyu çok özenle anlatan kişinin dahi yüzde yirmibeş oranında luzumsuz kelime kullandığını gösteriyor...FEYYAZ TOKAR
Tanrım diyor;sence malum olduğu üzere artık yaşlanmaktayım.Bir gün yaşlılar arasında olacağım.O zaman beni her vesile ile her konu hakkında fikir beyan etme alışkanlığından koru.Beni herkesin işlerini düzeltmeye heveslenmekten halas et.Karamsar olmadan düşünceli olmamı nasip et.Engin akıl hazinemi herkes için kullanamamak çok hazin fakat biliyorsun Tanrım,yaşamımın sonuna kadar birkaç dostum kalsın isterim.
Aklımı sonsuz ayrıntılarla uğraşmaktan koru.Sonuca çabuk ulaşma gücü ver.Istırap ve acılarımı açığa vurmaktan sakınmamı sağla.Bunlar gittikçe artacaklar ve yıllar geçtikçe onları anlatma arzusu da çok tatlı gelecek.Sana,başkalarının acılarını tatlılıkla dinleme nezaketini gösterme gücünü ver demeye cesaret edemiyorum Tanrım.Fakat onları dinleme sabrını göstermeme yardım et.
Belleğimin daha iyi olmasını isteyemem.Fakat anılarımı diğerlerinin anılarına uymadığı zamanlar kendimden olarak ısrar etmekten beni koru,daha anlayışlı ve yumuşak olmamı nasip et.
Bana bazen benim de yanılabileceğimi anlamama yardım et.Makul ölçüde tatlı bir insan olarak kalmamı sağla.Bir aziz ya da azize olmak istamiyorum.Bunlardan bazıları birlikteyaşanması çok güç kişilerdir.Fakat yaşlı,huysuz bir insanda şeytan tarafından ödüllendirilmiş gibidir.Bazan beklenmeyen yerlerde daha iyi şeyler ve umulmayan insanlarda iyi yetenekler görme gücü ver ve onlara bunları söyleme nezaketini benden esirgeme Tanrım.
Sayın izleyiciler erdeme ulaşmış bu yaşlı kişinin duasının altına hangimiz imzamızı atmayız. Fakat bu dua niye sadece yaşlıları ilgilendirsin...Peki genç yaşında ihtiyarlamışlar yok mu?.. Hiçde ilginç olmayan anılarını üst üste sıralayan yaşlıya,yaşına hürmeten susar ve içimizden oflaya puflaya sabırla dinleriz de nice gencin anlamsız konuşmalarında,birde yaşlılık halini düşünüp yakınlık derecemize göre nasihatte bulunmazmıyız... Özellikle çok konuşma,boş konuşma ve uzun konuşmanın üzerine parmak basalım... Törenlerde sıfatları nedeniyle kendilerine söz verilenleridüşünelim.Bunlardan kaçı konuşurken toplantıya katılanlar ile bir iletişim kurarak içtenlikle dinlenilp dinlenilmediklerini algılar ve konuşmalarını ilgiye göre ayarlarlar.
Nedense genellikle,uzun konuşarak olayları daha iyi anlatabileceğimiz kanısındayızdır.Bir yere giderken yolun kestirmesini seçer fakat birşeyi anlatırken sonuca kısa yoldan ulaşmayı küçümseriz.Biraz evvel anlattığım yaşlı erdemlinin çeşitli dileklerini eğer genç yaşlarımızda içimize sindirebilmişsek ,yaşlılığımıza belirli bir siğorta ile girmiş oluruz....Unutmayalım ki istatikler,birkonuyu çok özenle anlatan kişinin dahi yüzde yirmibeş oranında luzumsuz kelime kullandığını gösteriyor...FEYYAZ TOKAR
Kaydol:
Yorumlar (Atom)